|
||
| Bu Konuyla Çoğu arkadaşımızın İlgili olacağını sanıyorum Neticede Müzik dinleyen İcraat eden İnsanlarız Ve duygusal Yönümüz de ağır basabiliyor . Ben çok severim İdölüm Yusuf HayalOğlu dur Onun anneyle alakalı Şiirleri beni etkiliyo ( ALLAH mekanını cennetin en güzel yerlerinden İhsan eylesin ) - Hayat nedir Anne yi Kesinlikle Tavsiye ederim sanırım Fonun nakaratlarında Safiye Soyman giriyor.. '' Hayat nedir Nedir ki Anne bir Oyun bir Masal Değil mi Kırıldı Bak oyuncaklarım Ben hiç Büyümedim ki !! '' Neyzen Tevfik in hayatını Okumanızı Kesinlikle Tavsiye ederim Çünkü yazdıklarına bakarak '' bu kadar gerçekçi yazıyor ya '' demenize gerek yok Çünkü başarı Kültür dolu bi mazisi geçmişi vardır Kalemine saygı duyduğum ender İnsanlardan.. Ve.. Aşık veysel Onu anlatmaya hangi Kelam yeter.. Onunda şiirlerini Okurum Kültür olarak kendimi geliştirmek istersem Aşık veysel i Örnek alırım Veysel günler geçti yaş altmış oldu Döküldü yaprağım güllerim soldu Gemi yükün aldı gam ilen doldu Harekete kimse mani olamaz Rahmetli ecevit de yazmayı severdi onada bakmanızı tavsiye ederim.. Yapamadığımız ve Köylü kadınları En sevdiğim denemeleridir.. Ve.. Bedirhan Gökçe Çok Oldun duygusal bi Ses.. Uğur arslan la düeti var Sen Ve ben diye o harika Yusuf abiyle var Şiirleri ' Olmasaydı Sonumuz böyle ' 'Küfrüm edebimi aştı bu gece' 'Kısa denemesi.. '' Ben hüzünlerle sevdim şiirleri Ben hüzünlerle büyüttüm kendimi Küçükken gamzelerim vardı benim Büyüdükçe hüzne sattım hepsini... '' Çok anlamlı.. Hele bir İstiklal Marşı Okuyuşu var O kadar yürekten ki.. Cengiz Kurtoğluyla bi Düeti var Ciğerin Yansın Oda bambaşka ya... Birikti Uğrunda Döktüğüm yaşlar.. Al götür vicdansız Ruhun yıkansız .. Her günüm hasretin Zulmüyle Başlar.. Ahımı Hak ettin Ciğerin Yansın !! Sineni Kaplasın bu Olmaz yara Hayatın boyunca gölgemi ara .. Değil mi Sen benim yüzümü kara Saçımı Ak etttin ya ciğerin yansın !! Ve yılmaz Erdoğan Onunda Sesi Hoş ve Narin..Başlıca Beğendiğim Şiirlerii.. Hepsi bu ! Anlatamıyorum ! Birazdan Kudurur Deniz ! Sevgilim yoksa Sen sevgilim olmayabilirsin ! Gülüm demem ! Bende sana yetecek kadar ben kalmadı ! Ve daha sayamadığım Onlarca Hoş deneme Ve ün yapmıs Şairlerimiz..Sizinde bu Konuda izlenimlerinizi beğenilerinizi öğrenmek İsterim Yazdığımız Denemeleride Paylaşalım İsterseniz.. |
||
|
||
| Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,kendimi bulduğumda anladım. Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış, Kendi yolumu çizdiğimde anladım.. Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak,dinleyerek değil.. Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım.. Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış, Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım.. Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden, Neden hiç ağlamadığını anladım.. Ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş, Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım.. Bir insanı herhangi biri kırabilir,ama bir tek en çok sevdiği, acıtabilirmiş, Çok acıttığında anladım.. Fakat,hak edermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını, Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım.. Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet, Yüreğini elime koyduğunda anladım.. ''Sana ihtiyacım var, gel ! '' diyebilmekmiş güçlü olmak Sana ''git'' dediğimde anladım.. Biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum'' diyebilmekmiş sevmek Git dediklerinde gittiğimde anladım.. Sana sevgim şımarık bir çocukmuş,her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan, Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım.. Özür dilemek değil, ''affet beni'' diye haykırmak istemekmiş pişman olmak, Gerçekten pişman olduğumda anladım.. Ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş, Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış, Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım.. Ölürcesine isteyen,beklemez,sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi, Beni af etmeni ölürcesine istediğimde anladım.. Sevgi emekmiş, Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş... Can YÜCEL Can yüceli severim CENNETTE HURİLER VARMIŞ KARA GÖZLÜ Cennette huriler varmış, kara gözlü İçkinin de ordaymış en güzeli Desene biz çoktan cennetlik olmuşuz Bak bir yanda şarap, bir yanda sevgili.. GELDİMSE Geldimse bu dünyaya ne bulmuş dünya Gitsem de eğer kıymeti eksilmez ya ! Bir kimse çıkıp da anlatıp söylemedi Gelmekte ve gitmekteki hikmet ne ola? BİZİM OLSUN Yeryüzü padişahların, kralların olsun. Cehennem kötü insanın olsun, cennet iyi insanın.. Tanrıya toz kondurmamak meleğin işi olsun, Temizlik, cennet kapıcısının işi.. Kim, ne olursa olsun, Sevgili bizim olsun tek, Canı, canımız olsun.. Ömer hayyam ı kim sewmezD: KADER İLE KADER ARASINDA... Ferman-ı aşka can iledür inkiyadumuz Hükm-i kazaya zerre kadar yok inadumuz Baş eğmezüz edaniye dünya-yı dun içün Allah'adur tevekülümüz i'timadumuz Biz mükteka-yı zerkeş-i caha dayanmazuz Hakk'un kemali lütfunadır istinadum Zühd ü salaha eylemezüz iltica hele Tutdı egerçi alem-i kevn-i fesadumuz Meyden safa-yı batın-ı humdur garaz heman Erbab-ı zahir anlayamazlar muradumuz Minnet Huda'ya devlet-i dünya fena bulur Baki kalur sahife-i alemde adumuz GAZELİN AÇIKLAMASI Aşkın fermanına boyun eğmekliğimiz ta candan ve yürektendir. Bu uğurda alın yazımıza karış zerre inadımız ve karşı koymamız söz konusu değildir. Şu alçak dünyanın birtakım geçici menfaatleri uğruna aşağılık kimselere boyun eğmeyiz. Bu yolda bütün tevvekülümüz, bütün güvencimiz Allah'adır. O'nun hükmüne rıza gösteririz. Biz geçip gidici mevkii ve makam ile makam ile edin,lmiş altın işlemeli yastıklara sırtımızı verip dayanmayız. Bütün dayanağız Cenabıhakk'ın noksansız ve sınırsız lütfunadır. Hele sofuluk ve gözü kapalı dindarlığa asla sığınmayız. Velev fesadımız bütün mevcudat alemini tutmuş bile olsa! Bizim içkiden anladığımız küpün içindeki safadadır. Her şeyi, gördükleri dış yüzüyle değerlendirip hüküm verenler, bizim meramımızı asla anlayamazlar. Dünya devleti geçip gider ve yok olur ama Allah'a binlerce şükürler olsun ki, bizim adımız alemin sayfasında Baki kalır. GÜZ YELLERİNİN SAVURDUĞU HAYALLER... Nam u nişane kalmadı fasl-ı bahardan Düşdi çemende berg-i dıraht i'tibardan Eşcar-ı bağ hırka-ı tecride girdiler Bad-ı hazan çemen el aldı çenard Her yaneden ayağına altun akup gelür Eşcar-ı bağ himmet umar cuybardan Sahn-ı çemende durma salınsun sabayıla Azadedür nihal bugün berg ü bardan Baki çemende hayli perişan imiş varak Benzer ki bir şikayeti var rüzgardan GAZELİN AÇIKLAMASI Sonbahar erişti ve bahar mevsiminden ne ad ne de bir iz kaldı. Artık kırlarda, ağaç yaprakları da itibardan düştü. Bahçenin ağaçları bir derviş gibi soyutlanmışlık hırkasına büründüler. Sonbahar rüzgarı, kırlarda çınardan el aldı. Bağdaki ağaçlar ırmaktan bir alicenaplık ve iyilik ummaktalar. Bu yüzden olsa gerek ki tıpkı Kanuni devrindeki Osmanlı İmparatorluğu gibi her taraftan ayağına sarı yapraklara eş altın akıp gelmekte. Fidan, bugün yaprak ve meyveden arınmış ağırlıklarını atmıştır. Artık sevgili gibi çimenliğin ortasında hafif esen yeller ile durmadan salınsın gezsin. Ey Baki! Yaprak, kırlarda hayli perişan olmuş oradan oraya savrulmakta. Sanki rüzgardan veya zamandan bir şikayeti var gibi. HUMA KUŞUNUN GÖLGESİ Zülf-i siyahı saye-i perr-i Hüma imiş İklim-i hüsne anun içiün padişa imiş Bir secde ile kıldı ruh-i aftabı zer Hak-i cenab-ı dost aceb kimya imiş Avazayi bu aleme Davud gibi sal Baki kalan bu kubbede bir hoş sada imiş Görmez cihanı gözlerimiz yarı görmese Mir'at-ı hüsni var ise alem-nüma imiş Zülfün esiri Baki-i biçare dostum Bir mübtela-yı bend-i kemendi bela imiş GAZELİN AÇIKLAMASI Meğer o sevgilinin kara zülüfleri, Hüma kuşunun kanadının talih bağışlayan gölgesi imiş. Zaten bu yüzden de güzellik ülkesinin sultanı o imiş. Sevgilinin avlusunun toprağı nasıl bir kimya imiş ki, güneş oraya bir secde etmekle hemen yanağı kıpkızıl bir altına dönüşüvermiş. Avazen bu alemde Davut gibi çınlasın. Çünkü bu gök kubbede baki kalan ancak hoş bir seda imiş. Sevgiliyi görmediğimiz vakit cihan gözümüze görünmezolur. Eğer Ayine-i Alem-nüma diye bir şey var ise, zannımızca o sevgilinin güzelliğinin aynasından ibaret imiş. Sevdiceğim! Zülfüne bağıyla esir olan şu biçare Baki, bu haliyle meğer bir bela kemendinin yani senin zülfünün bağına tutulup kalmış da ondan kendini alamıyor. YEDİ İKLİM DÖRT KÖŞE... Lale-hadler kıldılar gülgeşt-i sahra semt semt Bag u ragı gezdiler edüp temaşa semt semt Aşık-ı didar-ı pakündür meğer kim cuylar Cüst ü cu eyler seni ey serv-i bala semt semt Leşker-i gam geldi dil şehrine kondı cevk cevk Kopdı yir yir fitne vü aşub u gavga semt semt Giryeden cuy-ı sirişküm su-be-su oldı revan Yine Kulzüm gibi cuş itdi bu derya semt semt Şi'r-i Baki seb'a-i iklime oldukça revan Okınursa yeridür bu nazm-ı garra semt semt GAZELİN AÇIKLAMASI Lale yanaklılar, semt semt sahralarda gül seyrine çıktılar da bahçeleri ve bağları, kırları ve bayırları bölge bölge temaşa edip gezdiler. Ey ulu serviler misali düzgün endamlı sevgili! Meğer ırmaklar senin pak yüzüne aşık olmuşlar da oradan oraya akarak taraf taraf seni arayıp sormaktalar. Gam askerleri gelip bölük bölük, gönül şehrine kondular da yer yer fitneler kopup, semt semt kavga ve kargaşa zuhur etti. Ağlamaktan, gözyaşımın kanlı ırmağı yer yer akmaya başladı ve sonuçta bu derya, yine Kızıldeniz gibi semt semt coşup taştı. Baki'nin şiiri yedi iklime ulaştıkça bu parlak gazeli de semtten semte okunursa layıktır. AŞK FENİNİ ÜSTADI Naz ile aşıka kılmazsın dad Hey ela gözlüm elinden feryad Yürü ey servi-i ser-efraz yürü Kad-i balana erişmez şimşad Bulmasın kimse kusurum der isem Eyleme kasr-ı cefayı bünyad Hak-i rahın edeyin ahımla Ruzigar içre gamınla berbad Şi'r-i Baki'ye nazır olmaz hiç Fenn-i aşk içre olupdur üstad GAZELİN AÇIKLAMASI Ey ela gözlü dilber! Naza kaptırmışsın kendini; aşığına acımıyorsun hiç; artı elinden feryat ki feryat!... Ey başı yükseklerde servi; yürü var, ardıçlar senin boyuna erişebilemez, senin gibi salınamazlar. Ey sevgili! Eğer ''Hiç kimse benim kusurumu bulamasın!'' diyorsan, eziyet sarayının inşasından vazgeç. Bu çağ içinde ben, senin ayrılığının gamıyla ettiğim ahlar yüzünden, yolunun tozunu toprağını savurup duruyorum ya!... Şu Baki'nin şiirlerine benzeyen şiir bulunamaz. Çünkü aşk ilminin üstadı şimdi odur. BAHAR GELDİ, GÜL AÇILDI Nevbahar oldı gelin azm-i gülistan edelim Açalım gonca-i kalbi gül-i handan edelim Komayup lale gibi elden ayağı bir dem Mest olup gonca-sıfat çak-i giriban edelim İçelim la'l-i müzabı saçalım cür'aları Hak-i gülzarı bugün kan-ı Bedahşan edelim Menzil-i ayş ü tarab hürrem ü abad olsun Yakalım zerk u riya deyrini viran edelim Okusun vasf-ı ruh-ı yar ile Baki şi'rin Bülbül-i gülşeni mecliste gazelhan edelim. GAZELİN AÇIKLAMASI İlkbahar geldi! (Dostlarım!) Gelin gül bahçesine gidelim de gönül goncamızı açıp gülen (açılan) bir gül haline getirelim. Lale gibi, elimizden ayağı (kadehi) bir dem koymayıp kendimizden geçerek sonra midali yakamızı ve (bağrımızı yırtıp) açalım. Kırmızı la'l cevheri eriyiğine benzeyen şarabı içelim ve kadehin dibinde kalan son yudumu tortuyu toprağa serpelim. Böylece gül bahçesin toprağını yer yer oluşan kızıllıklarla bugün, bir Bedahşan maden ocağına çevirelim. Gönüllerimizdeki iki yüzlülük ve döneklik yakıp viran edelim de yiyip- içme ve çalıp-eğlenme yurdu şen ve mamur olsun. Gül bahçesinin bülbilünü meclisimize gazelhan edelim de bundan böyle sevgilinin yanağının özelliklerini konu alan Baki'nin bu şiirini okusun KÜSMÜŞ BİZE CANAN... Sözlemez küsmüş bize canane söylen söylesin Neyledim ol yar-ı alişana söylen söylesin Naz-ıla güftara gelmezse helak eyler beni Ol cefa vü cevri bi-payana söylen söylesin Derd-i aşkı gayrıdan sorma ne bilsin çekmeyen Anı yine aşık-ı nalana söylen söylesin c Harı zahmından neler çektiğimi gülzarda Bağban- bülbül-i giryana söylen söylesin Bakiya dil durmasın güftara takad kalmadı Vaktidir ol husrev-i devrana söylen söylesin GAZELİN AÇIKLAMASI Dostlarım! Sevgili bana küsmüş, konuşmuyor. Varın ona söyleyin de iki çift kelam etsin. Sorun bakalım! O şanı yüce sevgiliye ben ne yapmışım, konuşup bildirsin. Nazlanması devam eder de söze başlamazsa beni helak edecek. Lütfen gidip o cefa ve eziyeti sonsuz olan sevgiliye, yalvarın da bu aşıkıyla barışıp konuşsun. Aşk derdini başkalarından sormayın. Aşkı çekmeyen onun ne olduğunu ne bilsin? Siz onu yine inleyen aşığa sorun ki, size hepsini bir bir anlatıversin. Gül bahçesinde diken yaralarından neler çektiğimi oranın bahçıvanı konumundaki inleyen bülbüle söyleyin, maceramı size sayıp döksün. Ey dostlarım! Baki'nin dil oynatıp söze mecalinin kalmadığını, varın o devran sultanı sevgiliye söyleyin ki, şimdi iki çift söz edip gönlünü almasının tam zamanıdır Ömer hayyamıda çok severim ama Baki benim idolümdür.Onun gibi yazanı görmedim daha ben. |
||
|
||
| İsmail Sarıgene Ey hazanı bol mevsimin bahara bakan yüzü, Ayak uçlarımdan hayat çekilirken canını canından çekme zamanı mı şimdi ? Bırak ellerin değmesin ellerime. Varlığıma tutun yeter. Karanlığın içinde bir mum yakıver. Ellerini gökyüzüne çevir. Adını bırak dudaklarıma. Gidebildiğin yerde değil, yaşadığın yerde nefes al. Her gece başını koyduğun yastığı göğsüm bil. Akıt gözyaşlarını benim için. Bırak aksın içimdeki kabuk bağlamış yaralar. Kırıklarımı topla şimdi. Mevzini değiştirme silahı kırık asker. Sadece menzilini seni” sende ” / sadece sen diye sevecek bu yüreğe çevir. Her satırımın bir masal olduğunu bil. Her nefes alışımı dua. Bana dönüp nerdesin diye sorma. Gögüs kafesinin üstüne koy elini ve gözlerini kapa. Ben nefes aldığın yerde olacağım. .. Zaman, ne yaşanacak kadar muhteşem, Ne de ölüme koşacak kadar berbat.. …………… Ait olduğun yerde kal.. Sadece bir anahtar deliğindeki ışığa çevir yüzünü.. Gülümse sadece.. Varlığını sun.. Aitliğini değil… Geçmişini, geleceğini bırak orada.. Bir masal ol içimdeki çocuğa… Sakın sakın… Suskunluğuma aldanıp bendeki seni yorma.. Sadece, gülüşlerini pencereden bırak.. Kim bilir o gülüşlerin bir gün umut olur bir yüreğe… Masalım, Kırık kanatlarını sar şimdi. Sar ki; Düşsüzlüğün içinde üşüyen bu yüreğe kanat ger.. Beni “ bildiğim “ kadar değil, Bilmediğim kadar sev... |
||
|
||
| Gözüm, kör değilsen, bunca mezarı gör; Dünyayı saran yalan dolanları gör; Kırallar, padişahlar çürüyüp gitmiş: Ela gözlerine kurt dolanları gör! Onlar ki kurtulamaz ikiyüzlülükten Canı ayırmaya kalkarlar bedenden; Horoz gibi tepemde testere olsa Aklımın kafasını keser atarım ben. Şarap içti mi, dilenci sultanlaşır; Tilki çıkar deliğinden, aslanlaşır; Yaşlı başlı adam delikanlaşır; Delikanlı yaşca başca olgunlaşır. Her gün tövbe eder bozarız biz; Şanı şerefi de boşarız biz; Kusur işlersek ayıplamayın: Sarhoş doğduk, sarhoş yaşarız biz. Sevenlerinden yer yok ben garibe; Derdine düşenlerle başım dertte; Sarmışlar seni kum bulutu gibi Gül yüzünden ışık mı düşer bize. Her sabah yeni bir gün doğarken, Bir gün de eksilir ömürden; Her şafak bir hırsız gibidir Elinde bir fenerle gelen. Can yoldaşı dostlar çekildi gittiler Ecel çiğnedi hepsini birer birer Yan yana oturmuştuk hayat sofrasına Bizden birkaç kadeh önce sızdı gittiler. Dünya yıldıramazsın beni ne yapsan; Ölümden de korkmam, er geç ölür insan. Ölmemek elimizde değil ki bizim: İyi yaşamamak beni korkutan. Ben kendimden geçtikçe kendime gelirim; Yücelere çıkar, alçalmayı bilirim. Daha da garibi, varlığın şarabıyla Ne kadar ayık da olsam, sarhoş gibiyim. Ömer HAYYAM |
||
|
||
süpersiniz ya siirler çok güzel paylastıgınız için cok tşkler
|
||
|
||
Okudun mu hepsini
|
||
|
||
tabii okuudm okumadan nasıl güzel diyebilirim ki :S gazellerin acıklamasını okudum daha dogrusu güzeller yanii şiir okumayı severim
|
||
|
||
Vaaay sevindim
|
||
|
||
Vaaay sevindim Mm.. sevinmene bende sevindim ![]()
|
||