...
Soğuk rüzgarındı yüzüme çarpan
Konuşurken benimle sen sanırım baygındım
Anlatılan her masala inandım
Ben gerisi yalandı demedim ama
Giden gitti ve kalakaldım.
Görebileceğim son yer bu mekan
Şimdi ağlak suratlar var bana bakan
Küçük ve kısa hayat hikayesi prensesin
Ölüm döşeğinde çıkmaz sesi
Son perde oyuncuları kesin sesinizi
Bilesiniz yardım güç ve olanaksız
Alın bir beden daha koleksiyona cansız.
Bu yumduğum gözlerimi son gün olacak
Gün yoğun istek üzerine bir kez daha batacak.
Arta kalan zevalden kimseler kalmayacak.
Elimi bulan elin dönen rüzgarınla gitti
Burada ben ne yapsam faydasız
İnanmak ilaç değil ümit kesmek sancısız
İnsanoğlu her daim kararsız.
Karanlıklar içinden bir ışık seçmeliymişim.
Ben seçmiştim şimdi noktası kaldı
Fark etmeliymişim giderek küçülmüş.
Anladımki gözbebeklerim sömürülmüş.
Mesuliyeti kim üslenmiş ki şimdiye dek
Bekle beni melek iki çift lafım…
Suçun suçlusu kim bana laf et bilmeyerek.
Gitmeden kurtarayım
Gitmeden tutmalıyım elini
Yüzüm tebessüm ederek.
Yeniden ıskaladım vuslatımı
Bilsem ben kendimi
Kendimi kendime öğretirdim
Pervane oldum susturmak için kalbimi
Öğrettiğim gibi adını
Yenilenmeliyim yeniden
Ve sahiden unutturmalı.
İki hanın uğraksız yolcusu
İki çamın konmadan uçan kumrusu
Elbet bir gün yorulacaksın
Ve düşeceksin tokat yiyeceksin yerlerden
Nasıl geçtin ey zaman
Nasıl düşürdün çam dalından hanın
Yolcu kumrusunu.
Eylül, ben geldim
Her şeyimi aldım da geldim
Gözümü açtığım gibi kapadım sana geldim
Siyah kalbimi sıyırıp attım ve geldim.
Şimdi yolumuz uzun mu dersin
Ben susarım sen dinlersin
Beni intihara meyledersin
Ben güldüm sana sende bana gülmelisin
Geri dönmek istemem şimdi
Dünyadan değerler korosu
Ve kulakları sağır eden sesi
Kim kimin şahı ve kim kimin veziri
Piyon olup çıkmak vardı ya
O da cana zor gelir.
Olamadık bir pir gibi
Şah tacı önünde piyon kalsın.
Sen, hala hayattayken ebed için bir piyon olmalısın.
Ve görüp göreceği son demler prensesin
Ölüm döşeğinde çıkmaz sesi
Kalbi ellerdeyken görsün işte son gündönümünü
Ve işte prensesin ölümü.
19.05.09 Hanne

.