rap
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Şubat 08, 2012, 09:03:39 ÖS
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Yılgın Ve Bezgin Adam  (Okunma Sayısı 1177 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
ibrahim
Ziyaretçi
« : Temmuz 23, 2008, 08:02:55 ÖS »

Bir ay’lık beden işçiliğinin karşılığında harcadığı emeğinin ücretini almak için finans müdürünün odasına girdi.  Müdürünün maaş diye hazırladığı dört tane yüzlük, bir tane ellilik ve iki tane onluk banknotu göz ucuyla süzerken,  yılgın ve bezgin görünüyordu…

  Ağır sanayi üzerine üretim yapan fabrikada taşeron bir firmanın asgari ücret ile çalışan sigortasız işçisiydi. Patronun şımarık çocukları için amele, ülkesinin başbakanı için ayak takımındandı. Kurumuş bir ağaç dalını andıran parmakları ile müdürünün masanın üzerine bıraktığı maaşını avuçlarına aldı. İnsanüstü gayretler ile çalıştırıldığından avuçları patlak ve nasırlıydı…

 Emekçiydi beden işçiliğini satıyordu. Ağır sanayide çalışıyor olmasından  yorgundu ama o yorgunluğa inat ikamet ettiği mahallenin kahvehanesinde çay servisinde çalışarak ek iş yapıyordu. . Yüce Allah(cc)’ın kendisine bir emaneti olarak gördüğü eşine ve Yüce Allah(ın) kendisine bağışladığı çocuklarına çalmadan çırpmadan helal lokma getirebilmek için dayanabileceği son gücüne kadar çalışıyor ailesini namerde muhtaç etmemenin gururunu yaşıyordu.

Benim babam bana haram bir tek lokma yedirmedi, bende bakmak ile yükümlü olduğum eşime, çoluğuma çocuğuma zerre dahi haram bulaşmış bir tek lokma yedirmeyeceğim düşüncesi imanının ne kadar kuvvetli olduğunun göstergesiydi. Türklük gurur ve şuuru İslam ahlak ve faziletini taşıyordu. İnanç ve itikatlıydı. Allah(cc)’dan korkar benim ile yaptığı her sohbetinde, aslan kükremesini andıran gür ses tonu ile ‘’Vedat’ım Kork Allah’tan korkmayandan’’  diyerek bana nasihatler verirdi..

Pazar günleri çalıştığı fabrikanın hafta tatili olmasına rağmen herkesler gibi o hafta tatilinde bedenini dinlendirmez, kahvehaneyi gün ışımadan açar ocağın altını yakar temizliğe koyulur günün ilk ışıkları ile birlikte tavşan kanını andıran o tomurcuk kokulu çayı demlemiş olurdu.

 Bu Pazar erkenden kalkarak gazete ve birkaç ihtiyacımı  almak için sokağımızın köşesinde bulunan  büfeyi çıktım. Daha yolu yarılamamıştım ki Mert dayının gür sesi ile bana seslendiğini işittim

-         Vedat’ım gel hele taze çayım var sen tomurcuk kokulu taze çaya asla hayır demezsin bilirim seni…

Fakirdi ama gönlü zengindi. İkramı sever ikram ettiği çayların ücretini alacağı yevmiyesinden mutlaka düşer kul hakkı ile ölmek istemezdi. Adını koyan ne güzel koymuş adı gibi tam bir mertti..

 Kendimi kahvehanenin en güzel köşesindeki masaya attım. Masamın üzerine ince bardaklı çay  bırakırken,  Allah’a şükürler olsun dedi bir soluklandı bu ay da evimin kirasını günü gününe ödeyebildim.  Ay’ın ortalarına geldiğimizde ev sahibine rezil olacağım diye gözüme uyku girmiyor uykularım kaçıyor,  Vedat’ım kiracılık çok zor zanaat dedi. Kiracılık ateşten gömlek giymektir diye ekledi. Yılgın ve bezgin görünüyor ama o  yılgınlığını ve bezginliğini belli etmemeye çalışıyordu.  Geleceğe dair umutlarının körelmiş olmasına rağmen dimdik ayakta görünmeye çalışarak kanaatkar olmasına hayrandım. Bir de her şeye rağmen Allah’a şükürler etmesine…

 Okumam için masanın üzerine bıraktığı günlük yerel gazetelerimizin haberlerine bir göz attım. Ulusal ve yerel gazetelerimizin manşetleri yerel gazeteleri Mert dayımızı ne kadar ilgilendiriyor merak ediyordum.  İlgisini ölçmek tepkisini görebilmek için haber başlıklarını yüksek sesle okumaya başladım…

  -Ulus Pazarı mahkemelik (miş)…

-CHP il başkanı Sefa SİRMEN basına açıklama yap (mış)

-Çiftçilerimiz 1700 traktör ile şehre inme tehtitinde bulun (muş)

--Belediyeciler eğitimden geç (miş)

 Komedyen dedi bunların hepsi komedyen. İstediğim tepkiyi almanın mutluluğu içimi doldurmaya başlamıştı bile. Vedat’ım diyerek konuşmasına devam etti. Yeri gelecek ayakkabı boyayacaksın, yeri gelecek su satacaksın yeri gelecek simit satacaksın ama onurun ile yaşamayı sürdüreceksin O gazetede pişmiş kelle gibi sırıtan siyaset komedyenlerin tiyatro sahnelerimde  asla figüran olmayacaksın sahnenin dekorunu kendilerini hazırladığını bilecek tedbiri elden bırakmayacaksın … Hele hele sana inanan ve güvenen insanları koz tutarak gizli kulislerde pazarlıklara meze yapmayacaksın yapandan uzaklaşacaksın bil ki onlar oturdukları kucağın rahatlığından dolayı ilk fırsatta yol arkadaşlığını  unutacaklardır.

 Tavşan kanı çayından bir yudum daha çekti, ben ne kadar da derin yarası var diye içimden geçirirken ince belli bardağından bir yudum daha çekerek ciğerlerine  küçük bir soluk aldı.

 Komedyenlerin sahnelerinde sandalye kapmaca oynayan dalkavuk tiplerden iğreniyor ve hatta tiksiniyorum   siyaset sahnesinde tozu dumana katarak deli danalar gibi sağa sola koşturup sandalye kapmaya çalışan dalkavuklar yok mu? Ve birkaç dakika sandalyede oturmak için dava arkadaşını en yakın dostunu yaka paça al aşağı çekiştirerek iterek kakarak sandalyeye poposunu konduramama telaşı içerisine giren insan müsveddelerine gülünmelimi ağlanmalı mı ? diye sordu…

Yutkundum Mert dayının sözlerini dinlerken çayımı soğuttuğumu hatırlayarak ince belli bardaktan da bir yudum ben çektim sadece susmak geldi içimden yorum yapmadan susmak

 Sözlerine devam edeceği sırada yan masadan ‘’garson bize yedi tane çay ‘’ diye sipariş geldi. Bilinçsiz bir refleks ile sesin geldiği masaya doğru yöneldim. Masanın etrafında oturan insanların yakaların da taraftarı oldukları partinin siyasal simgesi olan rozetleri bulunuyordu. Belli ki kendi siyasi kulis çalışmaları için kahvehane köşesini tercih etmişlerdi. Pazar sabahı vatanı kurtarmak adına..!

 Mert dayı siparişleri getirebilmek için yanımdan kalkarken bana son bir öğüt daha verdi. İnandığı değer yargılarını taviz vermeden yaşadığının reklamını yapan insandan çekineceksin. İşte onlar taviz vermeden davamızı yaşıyoruz derler de buldukları ilk fırsatta inandığı değerler ile birlikte şahsiyetlerini de ayakalar altına çiğnetmekten çekinmezler…

  Son cümleleri söylenmekten çok homurdanmaya benziyordu… Ne davası lan adam olun biraz adam sen yolunda o yolunda herkesler yolunda körler sağırlar imparatorluğunda kucak kapmaca…

 Yüzüne baktım neden yılgın ve bezgin olduğunu anladım. Bu yuvarlak dünya da dimdik ayakta duran mertlere yer yoktu..

Hem Arif dayı da ‘’ büyük büyük insan da büyük büyük dert olur Mert olan insanların talihi namert olur’’ demiyor muydu…

  Yaşarken taşıdığınız şerefiniz ile ölmeniz temennisiyle… dostçakalın
Logged
ciναимєяd
Super Moderator
*

[Tecrübe Puanı] +56/-2
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 611


Hamsterın yok mu? Boşa yaşıyorsun :) Aşuk&Maşuk ;)



Durumum:
durum

Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #1 : Temmuz 23, 2008, 08:05:32 ÖS »

Ovv.. süpermiş ibo ellerine sağlık.  :büüü
Logged

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
unbalanced_grapher
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : Temmuz 23, 2008, 08:15:36 ÖS »

çok güzelmiş canım paylaşım için teşekkürler :opps
Logged
ibrahim
Ziyaretçi
« Yanıtla #3 : Temmuz 23, 2008, 08:16:17 ÖS »

çok güzelmiş canım paylaşım için teşekkürler :opps
sagol bitanem :pap
Logged
şevk-i memat
Özel Üye
*

[Tecrübe Puanı] +5/-3
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 292


●●● σяנιиαℓιи вєиιм ●●



Durumum:
durum

Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #4 : Temmuz 24, 2008, 10:18:34 ÖÖ »

saolasın ibrahim çok güzelmiş
Logged
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Yılgın Ve Bezgin Adam
 
Gitmek istediğiniz yer:  
Sitemap | List | Sitemap(2) | Arşiv | Wap | Wap2 | Wap Forum | XML | Rss